18 Eylül 2014 Perşembe

Ve Varşovadayız.. :)

Merhaba arkadaşlar. Evet çok üzün bir süre yazmadım. Buna çok çeşitli etkenler neden oldu. Şuan Varşovadayım ve 2. günüm.

En son vizeyi aldığımda yazmıştım. Üzerine bir sürü gelişme oldu. Bir kaç ciddi problem yaşandı. Bunlardan en önemlisi hibelerde yaşanan kesintilerdi. Bu sene Ulusal Ajans bir çok kurumun hibesinde ciddi derecede azalatma uyguladı. Örneğin Türkiyenin en fazla erasmus öğrencisi gönderen Ege Üniversitesi(aynı zamanda eski üniversitem. 1 sene boyunca Alman dil. edeb. hazırlık okudum:)) 600 e yakın kişilik hibe talep etmesine rağmen 350 kişilik hibe alabildi. Bu tabi bir çok erasmus öğrencisini üzdü, strese soktu ve büyük bır kısmının vazgeçmesine neden oldu. Benim okulum 90 kişilik hibe talep edip 80 kişilik hibe aldı. Zaten kazanan sayısı 50 civarında idi. Ama asıl büyük kesinti staj için erasmus yapacaklara yapıldı. Neredeyse talep edilenin 5 te 1 i kadar bütçe ayrılmış okullara.

Bu mevzuyu atlattıktan sonra, bir kaç sözleşme doldurulması gerekti basit şeyler. İşte banka hesapları açıldı. Ziraat Bankası döviz hesabı bizim okul tarafından bize zorunlu kılındı. Hibelerimiz oraya yatacakmış. Fakat Ziraatin yurt dışına aldığı 25$ swift komisyonu şüphesiz ki kimsenin ödemek istemeyeceği bir mebla(25$=60₺=85zloty). Alternatifleri ararken enpara card aklıma yattı. Enpara sadece internet bankacılığı ve telefon bankacılığı hizmeti veren(herhangi bir şubesi yok) atm olarakta Finansbank atmlerini kullanan bir oluşum. Hesap ücreti falan filan yok. Size bir banka kartı veriyorlar atmlerde kullanmak için. Neredeyse her işinizi internetten yapıyorsunuz. Asıl güzel kısmı ise Swift ücreti 15₺ yani yurtdışında bir bankaya paranızı yolladığınızda 15₺ swift ile işi kotarıyorsunuz. Yurtiçinde diğer bankalara eft-havale ücreti almıyorlar.

Neyse efendim gitme vaktine bir iki gün kala bana yavaş yavaş bir böyle boşluk hissi gelmeye başladı. 1 ay var 2 hafta var demesi kolay. 3-4 gün öncesinde ise anlıyorsunuz asıl mevzuyu.

Ben uçakla önce kieve oradanda aktarmayla varşovaya gitmek üzere Ukraine International Airlines tan biletimi almıştm vizeyi aldıktan bir süre sonra. Direk olarak LOT(Polonyanın THY si) ve THY uçuyor hergün ama pahalılardı. Neredeyse UIA nın iki katı fiyat istediler (UIA ya 350₺ verdim)

Gideceğimin gün yaptığım herşeyi "burada son gözümü açışım, burada son yemek yiyişim" falan diye saymaya başladım psikolojik olarak. Uçağım sabah saat 6 daydı. Ben havalimanına gece 12 den sonra gittim. En az 4 saatimi oturarak, bilgisayarda takılarak geçirdim. Baya sıkıldım açıkçası. Check-in kontuarı 4 ü biraz geçe açıldı. Check-in yaptırıp pasaport kontrolünden geçince duty free ler önünüze seriliyor. 2 duty free gezdim ama birşey almadım. Alsam alsam vodka falan alırdım ama onlar zaten burada da ucuz.

Neyse 5.20 gibi uçağa alımlar başladı. Alımlar başlamadan önce tesadüf budurki iki tane havacı abimle denk geldim.(Havacılık Bu hayatı benim için yaşanabilir kılan bir kaç şeyden biri) Uçağa binipte uçak kalkınca çok geçmeden uyumuşum.

Uyandığımda ise Kieve artık son yaklaşma safhasındaydık. Kiev yakınları havadayken cidden dümdüz ve bir sürü tarladan oluşuyor gibi gözüküyor. Hiç bir dere tepe göremedim yani. Belki ilgilisi çıkar Kieve inerken havalimanında Birleşmiş Milletlerin kargo uçaklarını gördüm. C-5 Galaxy e benzettim ama filolarında yokmuş belki 747 falandır.

Konumuza dönecek olursak, indikten sonra ilk gördüğüm ve dikkatimi çeken şey askerlerdi. Havalimanında bayağı asker vardı. Belki ukraynada sıradan bir durumdur ama beni biraz gerdi açıkçası. Nesi gerdi diyorsanız, transfer salonuna bağlanacakken sıraya sokup herkesin pasaportunu etraflıca kontrol etmeleri, Bazı kişileri bir kenara çekip ayrı konuşmaları falan. X-ray den bavullarımızı geçirdikten sonra ise uçağımızı beklemeye koyulduk. 1 saat kadar bekledim.

Embraer 190 ile Varşovaya indikten sonra. Pasaport kontrolü için sıraya girdik. EU ve All Pasaports olarak ayrılıyor ve malesefki All Pasaports sırasına giriyoruz. Gönül isterdiki EU sırasına girelim neyse.

Pasaportumu Pasaport polisi kontrol ederken onlara aldığım D tipi vizenin diğer schengen ülkelerine girerken geçerli olup olmadığını sorduğumda ise GEÇERLİ olduğunu söylediler. Bunu özellikle belirtiyorum çünkü bir sürü kişinin kafasını karıştıran bir konu.

Pek birşey sormadan onay veriyor zaten polis. Vizede erasmusu görünce sıkıntı olmuyor. Sonra alt kata inip valizinizi alıyorsunuz ve terminalden çıkıyorsunuz.

Eğer yanınızda zloty yoksa(ki yoktur) terminalden çıkmadan evvel döviz gişesi var. Çok değil 10€ bozdursanız şehir merkezine gidersiniz rahat rahat. Bütün euronuzu bozdurmayın çünkü kur burada baya düşük. 3.50 den bozuyorlardı normalde kur 4.1 seviyelerinde. Ama taksiyle gidecekseniz daha fazla bozdurun. Duyduğuma göre taksiler 40 zloty den aşağı yazmıyormuş ve her taksi farklı tarifeyle çalışıyor. Terminalden çıkmadan evvel bir iki kişi yanınıza yanaşıp "taxi? need taxi?" gibisinden soracaklardır :D.

Havalimanından merkeze giden otobüs 175 numaralı otobüs. Otobüste ve duraklarda genellike bilet makinaları var ve bu makinaların ingilizce seçeneğide var. 4.40 zloty ye sanırım 75 dk geçerli bir bilet aldım. Hostele gelene kadar işimi gördü.

Bu arada buraya gelmeden evvel 5 günlüğüne bir hostel tuttum. Bu 5 gün içerisinde oda arıyacağım, bulamazsam yurda çıkacağım. Odaları ve ev arkadaşlarını görmeden tutmak istemedim açıkçası.

Neyse efendim hostele güç bela da olsa geldik. yerleştik. Sonra resepsiyondaki çocuğun tavsiyesi ile yan caddeye çıkıp orada yemek yiyecek yer aramaya başladım. Subway vardı subwaye girip güzelce yemek yedim. Burada bir çok et, salam, bacon domuz etinden yapılıyor haberiniz olsun. Subway deki sandiviçimde domuz eti vardı mesela ama ben bu konularda takıntılı biri değilim.

Bir bankadanda üzerimdeki tüm euroyu zloty yapınca artık geri kalan işlerimi halledip birazda bu caddeyi keşfetmek için biraz sağa sola yürüyeyim dedim. Şampuan, diş macunu, sabun, tuvalet kağıdı falanda aldım.

Bu arada aklıma gelmişken söyliyeyim. Varşovaya gelmeden evvel en sıkıntı duyacağımı düşündüğüm şey tuvalet mevzuu idi. Farklı milletleriz. Bizde taharet musluğu var onlarda yok falan. Marketlerde toilet papper diye kutu içinde mendiller satılıyor. Islak mendil gibi. onlardan aldım. Başa gelen çekiliyor onu söyleyeyim. Bir çok yerde okuduğuma göre insanlar tuvalete girdikten sonra duşta alıyorlarmış. Bu konu bence bir çok arkadaşımızın aklında yer eden bir konu. Biraz detaylı da olsa yazma ihtiyacı hissettim.



                                               Parmağım çıkmasa iyiymiş :) Kopernik heykeli        



Türkiyeden geldikten sonra adamlar tuvalet yapsa mimari eser olarak görürüm. Şu binaların estetiği beni benden aldı. Heleki culture palace diye bir yer ver her ne kadar polaklar(polonyalılar) Stalin yüzünden binayı sevmesede benim çok hoşuma gitti. internette resimleri bol. Hatta polaklar burası için şöyle derler. Ekşi sözlükten alıntıdır. "kominizmden illallah etmis ve simgelerini bile gormeye tahammulu kalmamis kentliler icin varsovanin en guzel yeri kultur sarayi'nin tepesidir, cunku o tepe noktasi kultur sarayi'nin gorunmedigi tek yerdir kentte. "


Bu arada sim kart olarak büfemsi gişelerde(kaldırımda bizdeki gazeteciler gibi) satılan play card diye bir sim kart var ondan aldım. Play kartın ingilizce sitesinde bir çok bilgi var. Şimdiden söyleyeyim bir çok büfe-gişecilerin pek ingilizce bildiği söylenemez.

Hostelde odamda bir ispanyol kız, bir portekizli ve birde brezilyalı çocuk vardı. Gerçi bugün brezilyalı ve ispanyol gitti ama. Brezilyalıya muhabbet kurup akşam yanlarına salça oldum ve bir klüp disko gibi bir yere gittik. Grup olarak şöyle idik. 1 Türk olarak ben, 2 İsrailli çocuk(kafa çocuklar baya sohbet ettik siyaset falan yaptık :D) 6 - 7 brezilyalı. Toplamda 10 kadardık. Neyse bir yer seçildi falan giriş 15 zloty vestiye - zorunlu ceketle almıyorlar- 2 zloty(ceketimi alıp bana verdikleri zımbırtıyı kaybettim birazdan gelicem). Girerken kolunuza bir UV damga vuruyorlar. Böyle ışıkta parlıyor falan. Ortam videodaki gibiydi. Ha böyle cesur denecek çıplak kızlar yoktu ama insanların dansları falan böyle yani.
Neyse efendim bir bira aldık 10zloty. Bir vodka shot yaptık 10 zloty. Dans ettik eğlendik. 2-2.5 saat geçti ben israilli çocuklarla sıkı fıkı oldum. Hadi çıkalım dedik. Çıktık ceketleri almaya cebimde verdikleri zımbırtıya yakın oda anahtarını vermişim adama bu ne lan dedi. İşte o zaman derin bir H....ktir çektim. Aradım taradım, aşağılara, yerlere, gittiğim yerlere baktım yok. Adama ne etçez dedim 30 zloty dedi. 20₺ falan çok birşey değil verdim aldım montu ama tırstım baya.

Resimleri pek konumlandıramadım ama;



                                   















                                                                                Ortadaki ben. diğerleri bizim israilliler.

Brezilyalıların bir kısmı

Neyse döndük hostele falan geldim odaya uyudum. Sabah hostelde yapıcaktım kahvaltıyı o yüzden 9 da kalktım. İşte kaşar peyniri, yeşil siyah zeytin, domuz bacon(bacon aslında pastırma demek ama bizim pastırmalarımız gibi böyle çemenli baharatlı olmadığı için bacon diyorum) çay - kahve, mısır gevrekleri, reçel tereyağı falan vardı. Çok zengin değil ama 5 zloty ye başka yerde ne yiyebilirsin ki. Fiyatına göre ise baya iyiydi.

                                                Domuz Bacon böyle birşey işte. Tadıda güzel.


Neyse efendim bizim israilli çocuklar Türk kahvesi getirmiş(bak sen şunlara) işte 3 müz türk kahvesi içtik. Ben bizim fal kültüründen falan bahsettim. Bu arada adamlar nescafe yapar gibi içiyorlarmış kahveyi pek cezve kültürü falan yok yani ama fincanı neyin biliyorlar. Yemekten sonra onları yolculadım ve odaya çıktım.

Birazdan benim üniversiteye gideceğim. Şimdilik buraya kadar yazıyorum. Çok geçirmeden tekrar yazmaya çalışacağım.

Teşekkürler.